Asıl adı Şemseddin Ahmed olan Şems-i Sivasî, 16. yüzyılda yaşamış önemli din âlimi, mutasavvıf ve şairlerden biridir. Babası Seyyid Mehmed Ebü’l-Berekât, dedesi ise Ârif Hasan’dır. Soyunun Horasan taraflarından geldiği söylenmektedir. Sivas’ta dünyaya gelen Şems-i Sivasî, küçük yaşlardan itibaren dinî ilimlere yönelmiş ve tasavvuf terbiyesi almıştır.
Yedi yaşına geldiğinde babasıyla birlikte Amasya’ya gitmiş, burada babasının şeyhi olan Muslihiddin’i ziyaret etmiştir. Kısa sürede şeyhinin teveccühünü kazanmış; daha sonra Tokat’ta Abdülmecid Şirvânî’ye intisap ederek tasavvuf yolundaki eğitimini sürdürmüştür. Şeyhinin emri üzerine Sivas’a gelerek burada irşat, öğretim ve sohbet faaliyetleriyle meşgul olmuştur.
Şems-i Sivasî, Halvetiyye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusu kabul edilmektedir. Manzum ve mensur çok sayıda eser kaleme almış, dinî ve tasavvufi düşüncenin Sivas’ta yayılmasında etkili olmuştur. Aynı zamanda vaazları, sohbetleri ve irşat faaliyetleriyle halk üzerinde derin bir manevi tesir bırakmıştır.
Sadece ilim ve tasavvuf alanında değil, dönemin askerî ve sosyal hayatında da adı anılan Şems-i Sivasî’nin, III. Mehmed’in Eğri Seferi’ne katıldığı rivayet edilmektedir. Sefer dönüşünden bir süre sonra vefat eden Şems-i Sivasî’nin türbesi, günümüzde Sivas’ın önemli inanç turizmi duraklarından biri olarak ziyaret edilmektedir. Türbe, hem tarihî kimliği hem de manevi atmosferiyle şehir kültüründe önemli bir yere sahiptir.